2020 nin şu son zamanlarında yazdığım ilk yazım. Unutulmayacak bir seneydi gerçekten. Apar topar yapılan son dakika haberleri,maske mesafe hijyen üçlüsü, sokağa çıkma yasakları, ilk kez adını duyduğumuz pandemi, karantinalar, vaka sayısı ve turkuaz tablo. Televizyonda ilk kez Çin'de insanların ne yaşadığını gördüğümde ürkünç gelmişti. İnsanlar evlerinden çıkamıyor, sokakları delirtici derecede boş, maskesiz dışarı adım atamıyorlar. Film sahnesi gibi işte. Nereden bilebilirdik aynı sahnede rol alacağımızı? Şimdi düşününce bizim yaşadığımız daha korkunç gerçekten. Taksitli yasaklar, ekonomik sıkıntılar, bilinçsiz insanlar daha saymaya üşendiğim binlerce olay. Zaten zor bir ülkeyiz üzerine bir de bu pandemi eklenince şu geçilemeyen mario oyunu gibi olduk. Adım attığımız yerden diken çıkıyor. Şimdi sadece bu yıl içinde neler yaşadık bir bakalım. Mart ayında ilk vaka görüldü. O esnada otobüsteydim. Ailemin yanına gidiyordum. Otobüste ki çekmeyen televizyondan ilk vakanın bizim ülkemizde de görüldüğü okulların üç hafta tatil edilmesine karar verildiği açıklamaları yapılıyordu. Herkes ürktü tabi. Ne olacaktı şimdi? Gündem bir anda turkuaza döndü. Fahrettin Koca hayatıma girdi. Herkesin evinden süpürge sesiyle birlikte, çamaşır suyu kokusu geliyordu. Her gün saat 19:00'da Fahrettin Koca'yı bekliyorduk. Vakalar artmaya başlamıştı. Hemen bütün hastaneler pandemi hastanesine çevrildi. Yasak olsun olmasın tartışmaları yapılırken Twitter yine her zaman ki gibi çalkalanıyordu biliyorsunuz Twitter hesabı olan herkes prof ünvanını otomatik olarak alır. O esnada eli öpülesi sağlık çalışanlarımız mücadeleye per perişan devam ediyorlar bizlerde evlerimizin pencelerinden akşam saat 21:00'da onları alkışlıyoruz. Annemize babamıza eşimize çocuğumuza sarılamıyoruz. Marketten aldığımız her şeyi dezenfekte ediyoruz. Herkesin elinde birer kolonya ama 80 derece olanından. Maske takmaya alışmaya çalışıyoruz. Her gün prof ya da doç. doktor biri mutlaka bir tv kanalında konuşuyor. Her gün o tabloyu takip ediyoruz vaka sayılarının artışını görüyoruz. Azıcık üşütüyoruz, boğazımız acıyor acaba korona mı oldum lan korkusuyla uyanıp boş boş duvaları izliyoruz. Derken 65 yaş üstüne yasak geliyor. Hadi bakalım yandık. Teyzeler neyse de bu amcaları nasıl eve sokacağız? Belediyeler bankları söküyorlar ha bir de koca koca caddeleri foşur foşur yıkadılar burası ayrı bir konu, uyarılar yapılıyor, polisler sokaktan 65 yaş üstü amca topluyor. Neyse bir süre direnseler de mecburen evlerinde kalmaya başlıyorlar. Sonra herkese evde kalın çağrıları başlıyor. Hayat eve sığar bilmemne. Bizim sokaktan büyük evde yaşayana hayat eve güzel sığdı. Yeni karantina romantikleri türedi. Mandala yapanlar okumadığı kitabın fotoğrafını çekip evde kal notuyla paylaşanlar, yoga yapanlar pandemi olmasa evinde ekmek yapan Ayşe Teyzeye gülecek görmemiş kesim çavdarlı üzümlü ekmek yapmaya başladı. Seyahat yasağını saymıyorum bile. Maske polemiğini de unutmadım. Bir ara annem dikmeseydi maskemiz yoktu. Bedava mı ptt den mi alacağız e devletten mi üye olacağız belediye mi dağıtacak kim verecek maskemizi? Öylece kaldık. Neyse ki çözüldü de başta kutusu 250 TL olan maskeyi artık daha uyguna alabildik. E tabi her yer kapandı. Kitapçıdan, spor salonlarına, kafelerden, kurs merkezlerine her yer. En önemlisi berberler. Erkeklerin arabalarından sonra en değer verdiği şey olan berberleri artık kapalıydı. Garajda gizli çalışan berber haberi bile gördü bu gözler. Derken gündem hop altüst. 18 yaş altı ve 65 yaş üstü yasağının yanında hafta sonu herkese uygulanan hafta sokağa çıkma yasakları başladı. Marketler talan. Bir tane makarna zerreciği kalmamış. A101 çalışanlarının beyni yanmış. Ya ekmek? EKMEKK. Ekmeği ne yapacağız? Derken belediyeler çok şükür ekmeklerin araçlarla geçeceğini, fırınların açık kalacağını söyledi de içimiz rahatladı yoksa aç kalacaktık. Ha bu esnada online ders yapmaya çalışıyoruz. Bir yandan da televizyonda bağışlar toplanıyor veee işte sonunda hafta sonu. Yasak ya çıkamıyoruz ama hava nasıl güzel. İnsanın kendine ceza yazdırası geliyor öyle hava. İlla çıkacaksın o gün yasak çünkü. Maske takmayan kör kütük cahillerle mi mücadele edilsin, işsizlikle mi? Esnaf bitmiş sağlıkçının anası ağlamış ama yetmiyor yetmiyor taziyeler devam ediyor. Covid testi pozitif çıkan vatandaşa geçmiş olsun ziyaretleri mi ararsınız atm yalayan mı karantina ihlal eden manyakları mı yoksa takımı şampiyon olan taraftarların birbirine sarılarak kutlama yapmasını mı? Twitter halkı sinirli. Tepki üstüne tepki. Yetmedi gece saat onda hafta sonu yasağı olacağını öğrendik. Marketler roma devri tiyatroları gibi doldu taştı luppo dayı efsanesi de elbette unutamayacağımız o muazzam anlardan tabi. Bilim kurulu ağlıyor sağlıkçılar isyan ediyor. Kaos Kaos daha çok KAOS. İstifalar geliyor sonra geri çekiliyor. Millet ekmek kuyruğunda kavga ediyor. Fırıncılar ekmek yetiştiremiyor. Ertesi gün ekmek arabaları dolaşıyor. Yine hava harika. Ekmeği de en bet sesli abi satıyor. Megafonda sesi daha da kötüleşiyor. Milli Bayramlarda da evdeydik tabi. Balkonlarımızda bayraklarımız. Akşamı bekliyoruz çıkalım cama da kutlayalım. Bu kısmı güzeldi ama. İtalya da ciao bella söylüyorlardı özeniyorduk bizim daha iyiydi. Derken geçiyor geçiyor bakıyoruz vaka sayısı okey. Hemen bi normalleşmek istiyoruz. Yasakların büyük kısmı kalkıyor. Turizm sektörü şöyle bi kendine gelsin. Sahillere akın edelim. Evde kal diyenler başta çıkmış gitmiş hatta biz yaz geldi mi gelmedi anlamaya çalışırken, onlar sahilde story bile atmışlar. Gelsin partiler. Oh normal normal daha fazla normal. İşte gel zaman git zaman 2020 Aralıktayız. Aşı konuşuluyor. Konuşuluyor da o bile şaibeli. Daha unuttuğum çok olay var. O kadar fazla olay var ki. Bu özetin de özeti. Olay döngüsü bile yanlış olabilir. Biri birinden önce yaşanmış ya da sonra yaşanmış belki ama hepsini yaşadık. Bu sadece pandemi kısmı genel özet. Sağlıkçıların özeti yoktur mesela onlar roman yazabilirler. Ne yaşadık lan biz? #2020 #Pandemi #2020Türkiyesi #Maskemesafetemizlik
- Bağlantıyı al
- X
- E-posta
- Diğer Uygulamalar
Yorumlar
Yorum Gönder